İçeriğe geç

Kategoriler

İç Anadolu HaberleriAnkaraKonyaKayseriEskişehirSivasYozgatAksarayNiğdeNevşehirKırşehirKırıkkaleKaramanÇankırı
SiyasetCumhurbaşkanlığı
Bakanlıklar
TBMMSiyasi PartilerGenel Merkezİl / İlçe Başkanlıkları
KamuKamu KurumlarıMülki İdareValiliklerKaymakamlıklar
Güvenlik
STKToplum ve YaşamSivil Toplum Kuruluşları
Yerel YönetimlerBüyükşehir ve İllerİlçelerBelediyeMuhtar
DünyaNATOUluslararası KuruluşlarBirleşmiş MilletlerAvrupa Birliği
SporFutbolBasketbolVoleybolHentbolGüreşAtletizmTenisYüzmeMotor SporlarıDövüş Sporları / BoksE-SporAmatör SporEngelli Sporları / Paralimpik
Yerel
Marmara
Ege
Akdeniz
İç Anadolu Haberleri
Karadeniz
Doğu Anadolu
Güneydoğu Anadolu
Özel Haberİç Anadolu Rehber
  • Dolar 49,3451 ▲ %0,18
  • Euro 55,3979 • %0,00
  • Sterlin 65,3114 ▼ %0,10
  • Gram Altın 6.657,35 ▲ %1,70
  • Çeyrek Altın 10.701,86 • %0,00
  • Gümüş 95,72 ▲ %2,09
  • Bitcoin 4.071.542 ▼ %0,16
  • BIST 100 12.213,58 • %0,00

İç Anadolu Rehber

Kayseri'nin Tarihi: Hititlerden Selçuklu'ya Uzanan Beş Bin Yıllık Miras

Görsel: Fethullah efeyik / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

Kültepe'den Osmanlı'ya, Kayseri'nin beş bin yıllık tarihi; Asur ticaret kolonileri, Hitit, Pers, Roma, Selçuklu ve Osmanlı izleriyle bu yazıda.

İç Anadolu'nun güneyinde, Toros Dağları'nın eteklerinde yer alan Kayseri, doğal ve tarihî anayolların kesiştiği bir noktada kurulmuş kadim bir şehirdir. Erken Tunç Çağı'ndan bu yana önemli bir yerleşim merkezi olan kent, beş bin yılı aşkın süredir pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Asurlular, Hititler, Kilikya Krallığı, Persler, Kapadokya Krallığı, Roma, Bizans, Anadolu Selçukluları, Beylikler ve Osmanlı Devleti bu topraklarda hüküm sürmüştür. Bu uzun tarih, Kayseri'yi yalnızca bir şehir olmaktan çıkarıp Anadolu'nun hafızasında özel bir konuma taşımıştır.

Kültepe: Anadolu'nun Yazılı Tarihinin Başladığı Yer

Kayseri'nin tarihî zenginliğinin en önemli kanıtı, şehrin 20 kilometre kuzeydoğusunda yer alan Kültepe (Kaniş/Karum) Höyüğü'dür. Anadolu'nun en eski yazılı kaynaklarının bulunduğu bu merkezde yerleşim, Erken Tunç Çağı'nda başlamış ve M.Ö. 3. binden Roma Dönemi'ne kadar önemini korumuştur. Mezopotamya'nın kuzeyine yerleşen Asurlular, Anadolu'da Karum adını verdikleri büyük ticaret kolonileri kurmuşlardır. Bu koloniler arasında Kültepe Kaniş Karumu, diğerlerini denetimi altında tutan ve doğrudan Asur'a bağlı büyük bir merkez olarak öne çıkmıştır.

Asurlulardan sonra bölge, M.Ö. 1800 civarında Hititlerin hâkimiyetine geçmiştir. Kayseri sınırları içinde Hititlere ait eserler; Develi ilçesinin Gümüşören (Fraktin) mahallesinde, Tomarza ilçesi İmamkulu mahallesinde, Pınarbaşı ilçesi Karakuyu mahallesinde, Sarıoğlan Çiftlik mahallesinde, Erkilet Karapınar mahallesinde, Hisarcık mahallesinde ve Eğriköy'de bulunmaktadır. Hitit İmparatorluğu, M.Ö. 1200'lü yıllarda Anadolu'ya giren deniz kavimleri göçü ile yıkılmış, ardından Geç Hitit Şehir Devletleri kurulmuştur. Bu devletlerden Tabal Krallığı'nın Kayseri sınırları içinde yer aldığı düşünülmektedir; Akkışla ilçesi Kululu mahallesindeki kalıntılar, bu krallığın başkenti olabileceğini göstermektedir.

Mazaka'dan Kaisareia'ya: Şehrin Adının ve Kaderinin Değişimi

Trakya'dan Anadolu'ya göç eden Frigler, Kral Midas döneminde Gordion'u başkent edindiklerinde Orta Anadolu'yu da egemenlikleri altına almışlardır. Doğudan gelen Kimmerler ise M.Ö. 690 yılında başkent Gordion ile birlikte Kaniş'i de ele geçirip tahrip etmişlerdir. Bu durum Kaniş'in önemini kaybetmesine neden olmuş ve bölgenin kutsal dağı kabul edilen Erciyes'in (Argaios) kuzey eteğindeki yeni yerleşim yeri Mazaka ön plana çıkmaya başlamıştır. Kayseri'nin ilk adı kabul edilen Mazaka'ya, Roma devrinde imparator şehri anlamına gelen Kaisareia adı verilmiştir. Bu isim; Araplarca Kaysariya, Anadolu'yu fetheden Türklerce Kayseriye ve Cumhuriyet dönemiyle birlikte Kayseri şeklini almıştır.

Kimmer egemenliği uzun sürmemiş, Lidyalılar tarafından Anadolu'dan atılan Kimmerler tarih sahnesinden silinmiştir. Mazaka'nın devrin önemli bir ticaret merkezi olduğu yeni bir dönem başlamıştır. Kızılırmak, Lidyalılar ve Medler arasında sınır olurken, Kappadokia Kralı bağımsızlığını ilan etmiş ve M.S. 17'ye kadar 349 sene hüküm süren bu krallığın başkenti Mazaka olmuştur. Kapadokya Krallığı; bugünkü Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Kayseri, Malatya, Ankara'nın doğusu, Yozgat ve Sivas'ın güneyi ile Adana'nın kuzey bölümünü içine alan geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.

Selçuklu ve Beylikler Döneminde Kayseri

Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan'ın 1071 tarihinde Malazgirt'te Bizans ordularını yenmesiyle Anadolu'nun kapıları Türklere açılmış, bu tarihten 15 sene sonra yani 1085'te Kayseri bir Türk ve Müslüman şehri olmuştur. Melikşah tarafından görevlendirilen Danişmentli Melik Ahmet, Sivas, Tokat, Amasya, Çorum ve Kayseri'yi içine alan bölgede Danişmentli Beyliği'ni kurmuş; Emir Mehmet zamanında Kayseri, Danişmentlilerin merkezi olmuştur. Özellikle Selçuklu Sultanı I. Alaaddin zamanında Kayseri, Türkiye Selçuklu Devleti'nin Konya ve Sivas ile birlikte üç baş şehrinden biri haline gelmiştir. Bu dönemde yapılan cami, han, medrese, hamam ve çeşmelerle kent kısa sürede tam bir İslam şehri kimliği kazanmıştır.

Selçuklu ordusunun 1243 tarihinde Kösedağ Savaşı'nda Moğol ordusuna yenilmesiyle Moğol hâkimiyeti başlamıştır. Gönderdikleri valilerle Anadolu'yu denetleyen Moğollar, hüküm sürdükleri 150 yıl boyunca Kayseri ve Anadolu'nun bütün maddi ve manevi kaynaklarını yağmalamışlardır. Moğol sömürüsü altında ezilen Selçuklu Devleti gücünü kaybederken, II. Mesud'dan sonra dağılarak yerini beyliklere bırakmıştır. Bir Moğol birliğinin komutanı olan Alattin Eratna, Kayseri'de yönetimi ele geçirmiş; Erzurum, Erzincan, Sivas, Samsun, Ankara, Niğde ve Kayseri'yi içine alan geniş topraklar üzerinde kurulan Eretna Devleti'nin başkenti Sivas'tan Kayseri'ye taşınmıştır.

Osmanlı İdaresinde ve Cumhuriyet'e Uzanan Süreç

Eretnalılar zamanında Kayseri'de kadılık yapan Kadı Burhanettin, Sivas'ta ilan ettiği devletine Kayseri'yi de bağlamış ve düzeni sağladıktan sonra şehri ele geçirmiştir. 15. yüzyıl başlarından itibaren Karamanoğulları'nın idaresine giren Kayseri, Karamanoğulları, Osmanlı ve Dulkadiroğulları arasında pek çok kez el değiştirmiştir. Nihayet 1463 yılında Fatih Sultan Mehmet şehri Karamanoğulları'ndan alarak kesin olarak Osmanlı Devleti'ne bağlamıştır. Kayseri, 1476'dan itibaren Karaman eyaletine, 1839'dan itibaren Bozok eyaletine bağlı bir sancak merkezi, 1867 tarihinde de bağımsız bir sancak merkezi olarak Osmanlı idari taksimatında yerini almıştır. Osmanlı idaresine geçtikten sonra Kayseri hiç savaş vermemiştir.

Cumhuriyet döneminde 1924 tarihinde yapılan yeni Anayasa ile vilayet yapılan Kayseri, bilinen en eski dönemlerden beri ticaret merkezi olma özelliğini korumuştur. Devletin öncülüğünde başlatılan sanayileşme hamlesiyle şehirde Sümerbank Dokuma Fabrikası, Tayyare Fabrikası, Anatamir Bakır Fabrikası ve Askeri Dikim Evi kurulmuştur. 1950'den sonra Kayserili tüccarlar, ticaretten sağladıkları tasarrufları sanayiye dönüştürmeye başlamıştır. Bugün Kayseri; sanayisi, şehirciliği, sportif, sosyal ve kültürel gelişimi ve yetiştirdiği devlet adamlarıyla Türkiye'nin en dikkat çeken şehirlerinden birisidir.

Beş bin yıllık bu yolculuk, Kayseri'nin yalnızca bir şehir değil, Anadolu'nun kalbinde atan bir tarih hazinesi olduğunu gösteriyor. Hititlerin izlerinden Selçuklu'nun başkentliğine, Osmanlı'nın sancak merkezliğinden Cumhuriyet'in sanayi kentine uzanan bu miras, bugün de kentin siluetinde ve kültüründe yaşamaya devam ediyor.

Kaynak: kayseri.ktb.gov.tr, kayseri.ktb.gov.tr
Görsel: Fethullah efeyik, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

THA - TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…