İçeriğe geç
  • Dolar 49,5799 ▲ %0,06
  • Euro 55,6399 ▲ %0,06
  • Sterlin 66,0260 ▲ %0,07
  • Gram Altın 6.587,66 ▼ %0,12
  • Çeyrek Altın 10.804,61 • %0,00
  • Gümüş 90,66 ▼ %0,32
  • Bitcoin 4.059.975 ▲ %0,33
  • BIST 100 11.430,14 ▼ %2,49

Kültür-Sanat

Üsküdar Semtlerinin Ad Tarihçesi

Üsküdar Semtlerinin Ad Tarihçesi

İcadiye, Libadiye ve İnadiye'nin isim kökenleri aydınlandı. 1766 tarihli Libade Çeşmesi kitabesi ve 1691'deki hamam inşası, semt adlarının tarihsel dayanağını oluşturuyor.

İstanbul'un Üsküdar ilçesinde birbirine yakın konumlanan ve benzer eklerle anılan İcadiye, Libadiye ve İnadiye semtlerinin isim kökenleri, tarih araştırmacılarının dikkatini çekiyor. Yüzyıllar boyunca değişen yönetim anlayışları ve kültürel katmanlaşmalar, bu bölgelerin adlandırılmasında belirleyici rol oynadı. Arşiv belgeleri ve sözlü tarih kayıtları, semtlerin bugünkü isimlerini almasındaki temel nedenleri ortaya koyuyor.

Karar'da yayınlanan habere göre, araştırmacılar 17. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan resmi vesikaları inceleyerek bu isimlerin ardındaki hikayeleri aydınlattı. İcadiye semtinin adı, doğrudan 'icat' kavramından türemiştir. 19. yüzyılda bölgede faaliyet gösteren Sarkis Kalfa, geliştirdiği yenilikçi tekstil makineleriyle sektörde öncü bir üretim gerçekleştirdi. Bu makinelerle üretilen kumaşlar, kısa sürede 'Sarkis Basması' adıyla piyasada tanındı. Teknolojik bu özgün girişim, mahalle hafızasında yer ederek semtin İcadiye olarak anılmasına zemin hazırladı.

Libadiye semtinin ismi konusunda ise farklı akademik görüşler bulunuyor. Uzmanların üzerinde durduğu ilk ihtimal, adın 'Libade' kelimesinden geldiği yönündedir. Bölgedeki Libade Çeşmesi'nde yer alan 1766 tarihli kitabe, bu kullanımın köklü geçmişini destekler niteliktedir. Sözlüklerde hırka veya yağmurluk anlamına gelen ve 'lebade' olarak da bilinen terim, tepelik yapısı nedeniyle sürekli rüzgar alan bölgenin iklim koşullarıyla örtüşmektedir. Halkın rüzgarlı havada hırka giyme zorunluluğu, bu coğrafi adlandırmayı güçlendirmektedir.

Dilbilimsel çalışmalar, Libadiye isminin yalnızca Osmanlı giyim kültürüyle sınırlı kalmadığını göstermektedir. Tarihçilerin gündeme getirdiği ikinci görüşe göre, kelime Rumca 'çayırlar, kırlar' anlamına gelen 'livadia' sözcüğünden türemiştir. Geçmişte geniş otlaklarla kaplı olan tepelerin bu tabirle anılması, zaman içinde ses değişimine uğrayarak bugünkü semt adına dönüşmüştür. Böylece Libadiye adı, hem yerel iklim alışkanlıklarını hem de çok kültürlü coğrafi mirası bünyesinde barındırmaktadır.

İnadiye semtinin ismi ise 'inat' kelimesinden beslenmektedir ve iki farklı rivayete dayanmaktadır. İlk anlatıya göre, Ağa Hamamı'nda kiracı olarak işletme yapan Mustafa Çelebi'nin sözleşmesi tek taraflı feshedilmiştir. Mustafa Çelebi, Küçük Fil adıyla bilinen bir hatunla ortaklık kurarak 1691 yılında eski dükkanına inatla yakın bir noktada yeni bir hamam inşa ettirmiştir. Halk arasında hızla yayılan bu yapı, çevresindeki yerleşime kalıcı olarak adını vermiştir.

İnadiye ismine dair ikinci anlatı, tasavvuf tarihi ve İnadiye Tekkesi etrafında şekillenmektedir. Celvetilik ve Bektaşilik anlayışlarına bağlanan Haşim Baba, dönemin dini otoritelerinin dikkatini çekmiştir. Tekkeye gelen asitane mensupları, ayinleri takip ederek Haşim Baba hakkında Bektaşilik ithamında bulunmuştur. Haşim Baba, kendisine yöneltilen bu iddiayı kesin bir dille ve inatla reddetmiştir. Şeyhin bu kararlı tavrı nedeniyle tekke 'İnadiye' olarak anılmaya başlamış ve bu isim zamanla tüm mahalleye yayılmıştır. Araştırmacı Erkan Övüç ile tarihçi Mehmet Nermi Haskan, çalışmalarında bu tarihi süreçleri kayıt altına almıştır.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…