İçeriğe geç
  • Dolar 49,3448 ▲ %0,13
  • Euro 55,3195 ▲ %0,04
  • Sterlin 65,3870 ▲ %0,18
  • Gram Altın 6.641,55 ▼ %0,05
  • Çeyrek Altın 10.841,11 • %0,00
  • Gümüş 96,65 ▲ %0,28
  • Bitcoin 4.143.878 ▲ %1,43
  • BIST 100 12.185,66 ▼ %0,65

Ankara

T.C. T.C. Ankara 8. İş Mahkemesi İlan

İlan-T.C. Ankara 8. İş Mahkemesi İlan

T.C. ANKARA 8. İŞ MAHKEMESİ İLAN

2022/375 ESAS

Davacı MENDERES KAPLAN ile Davalı MURAT BOZKUŞ arasında mahkememizde görülmekte olan Tespit (Sosyal Güvenlik Hukuku İle İlgili Tespit Davaları) davası nedeniyle;

Mahkememizce yapılan yargılama neticesinden 17/11/2025 yazım tarihli Gerekçeli Karar Evrakı yazılmış olup, ilgili kararın gerekçesinde;

"Uyuşmazlık; davacının davalıya ait Meyve ve Sebze Halinde bulunan işyerinde taşıyıcı olarak 05.07.2016-27.09.2022 tarihleri arasında kesintisiz olarak hizmet akdi ile 5510 sayılı Yasanın 4/1-a bendi kapsamında sigortalı olarak çalıştığı iddiasına dayalı sigortaya bildirim yapılmayan dönemde hizmet akdi ile çalışıp çalışmadığı noktasındadır.

5510 sayılı Yasa'nın 4 I-a maddesinde, "Bir hizmet akdi ile bir veva birden fazla işveren tarafından çalıştırılan bu kanunun uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından sigortalı sayılırlar." hükmü mevcut olup anılan sigortalılık mecburi sıgortalılıktır. ve hizmet akdine tabi olarak çalışmaya başlayan bir kimse 7. madde gereğince kendiliğinden 5510 sayılı Yasaya tabi sigortalı olmaktadır. Anılan madde hükümleri çerçevesinde, sigortalılığın oluşumu için eylemli çalışma olgusunun varlığı zorunlu olup fiili çalışma olgusunun hiçbir duraksamaya ver vermeyecek şekilde ve öncelikle yazılı deliller ile yazılı delil bulunmaması halinde davacı ile birlikte davalı işyerinde çalışan ve işyeri kayıtlarına geçmiş ya da komşu işyeri sahibi ve çalışanlarından davalı işyerini tanıyan tanıkların beyanları ile kanıtlanması gerekmektedir.

Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabileceğinden; bu davalarda işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, mümkün oldukça tespit istenen dönemde işverinin müdür ve görevlileri, işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işverine komşu ve yakın İşyerlerinde tarafları ve işyerini bilen veya bilebilecek durumda olanlar zabıta marifetiyle araştırılarak saptanmalı,sigortalının hangi işte hangi süre konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında beyanları alınarak, tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli, beyanları diğer yan delillerle desteklenmelidir. Bu amaçla, tanıkların. hizmet tespiti istenen tarihte, işyeri-komşu işyeri sigortalısı yada işvereni olup olmadıkları araştırılmalı, davalı Kurumdan, bu kişilerin belirtilen tarihte sigortalılık bildirimlerinin hangi işyerinden yapılmış olduğu da sorularak, elde edilen bilgilerin ifadelerde belirtilen olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenmeli, işyerin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmelidir.

Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.

Bu davalarda işverenin çalışma olgusunu kabulü ya da reddinin tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı da göz önünde tutulmalıdır.

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle davacı ile davalı arasındaki ilişkinin hizmet akdine dayanıp davanmadığının tartışılması gerekmektedir.

Çalışmaların tespit ve sigortalı hizmet olarak değerlendirilebilmesi için ilk koşul, taraflar arasında hizmet akdinin varlığıdır. 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre: hizmet akti ile bir veva birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı sayılırlar. Söz konusu Kanunda "hizmet akdi" tarifine yer verilmemiş, yalnızca Borçlar Kanununda tanımlanan hizmet sözleşmesi ve iş mevzuatında tanımlanan iş sözleşmesineatıfla yetinilmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun 8. maddesinde iş sözleşmesi tanımlanmış, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunun 393. maddesinde de hizmet sözleşmesine yer verilmiştir. 6098 sayılı Borçlar Kanununun 393. maddesine göre hizmet sözleşmesi: işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Bu tanımda sadece hizmet ve ücret unsurlarına ver verilmişken, 4857 savılı İş Kanununun 8. Maddesinde, "bağımlılık" unsuruna da yer verilmiştir. Hizmet akdi. her şeyden önce bir iş görme edimini zorunlu kılar. Bu akitle sigortalıya yüklenen borç, işveren yararına bir iş görmek,hizmet sunmaktır. Bağımlılık ve bu kapsamda ele alınması gereken zaman unsuru, hizmet akdinin ayırt edici özelliğidir. Bağımlılık, iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasında temel bir ilke olup, bu unsur, hizmetini işverenin gözetimi ve yönetimi altında yapmayı ifade eder. Genel anlamda bağımlı çalışma, işverenin belirleyeceği yerde ve zamanda, işverence sağlanacak teknik destek ve işverenin denetim ve gözetiminde yapılan çalışmadır. İşverenin yönetim (talimat verme) hakkı karşısında işçinin talimatlara uyma (itaat) borcu yer alır. Bir işin görülmesi süreci içinde işçinin faaliyeti, çalışma şekli, yeri, zamanı ve işyerindeki davranışları düzenleyen talimatlar veren işveren onu kişisel bağımlılığı altında tutar. Bu sözleşmede varolan otorite/bağımlılık ilişkisi taraflar arasında kaçınılmaz olarak bir hukuki hiyerarşi yaratır. Bu nedenle hizmet akdinde bağımlılık hem işçinin kişiliğini ilgilendirmekte hem de bir hukuki bağımlılık niteliği taşımaktadır. Çalışanın işini kaybetme riski olmaksızın verilen görevi reddetme hakkına sahip olması (ki bu iş görme borcunun bir ifadesidir) durumunda, çalışan kişinin "bağımsız çalışan" olduğu kabul edilmelidir. Çalışanın münhasıran aynı iş sahibi için çalışması da, tek başına yeterli olmasa da aralarında bağımlılık ilişkisi bulunduğuna kanıt oluşturabilir. Piyasa hamalı, hiçbir işyerine bağlı olmaksızın, kim çağırırsa, onun işini görmekte, parça başı veya belli bir ağırlık birimi karşılığı belirlenen ücret üzerinden taşıma işini yapmakta ve işin bitiminden sonra iş sahibiyleçalışma ilişkisini sona erdirmektedir. Şayet, hamallık yapan kişi, hizmetini sadece bir yere tahsis etmiş ve işverenin buyruğu altında çalışıyorsa aradaki ilişki hizmet akdidir.

Davacının yaptığı işin hamallık olduğu anlaşılmakla piyasa hamalının sigortalı olamayacağı açık olup, öncelikle davacının davalıya ait işyerinde piyasa hamalı olarak çalışıp çalışmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

ASEMKOM Ankara Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği, Ankara Sebze ve Meyve Hali bünyesinde bulunan tahsis yerlerinde iki tür hamal çalıştığı, bunlardan ilkinin halde bulunan dükkanlardan birine bağlı sigortalı olarak çalışmak, yalnızca o işyerine gelen ürünlerin taşımasını gerçekleştirmek ve aylık sabit ücret ile hamal olarak çalışmak olduğunu, bu tür çalışan hamalların başka işyerinde çalışma yapmadığını, işverenin emir ve talimatı ile hareket ettiklerini, aylık sabit ücret aldıklarını, AGİ dahil olmak üzere Asgari Ücret aldıklarını, diğer çalışma şeklinin piyasa hamalı olarak çalışma olduğunu, bunların parça başı çalıştıklarını,kaç parça ise ona göre ücret aldıklarını, bunların sigortalarının bulunmadığını, bunların belli bir işverene bağlı olmadan kendi nam ve hesaplarına bağımsız olarak çalıştıklarını, taşıyıcıların Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından belirlenen parça başı ücret üzerinden 198 Komisyoncunun bulunduğu yerde birden fazla komisyoncunun mallarını indirip, yükleyip, istiflediklerini, ücretlerinin Komisyoncular tarafından Belediye tarafından belirlenen Tarifeye göre kesilen faturalara yansıtıldığını, taşıyıcıların yaptığı işin gelen kamyonlardan malları indirerek parekendeciye ulaştırılacak yere malı istiflemek olduğunu, bir taşıyıcının tek bir dükkanın veya iki üç dükkanın malını taşımasının kendi tercihi olduğunu, taşıyıcıların bu işi yaptıktan sonra bazılarının dilerlerse bazı dükkanlarda günlük olarak çalıştıklarını, dilerlerse dükkandan mal alıp pazarda çalıştıklarını, dilerlerse başka bir iş yaptıklarını, taşıyıcıların Çiftçi Bağ-Kur primini kendilerinin ödediklerini Ankara Toptancı Halinde çalışan taşıyıcıların ASEMKON Derneğine ayda tutulan taahhütnameyi imzaladıklarını, taahhütname de kendi nam ve hesaplarına çalıştıklarını, kişiye bağlı çalışmadıklarını beyan ve taahhüt etiiklerini ve ASEMKON'da kayıtlarının tutulduğunu, Komisyoncunun kestiği faturalarda "Hamaliye" ücretinin tahakkuk ettirildiğini ve alınan hammaliye parasının o işte çalışan taşıyıcı sayısına eşil olarak paylaştırıldığını, komisyoncunun ise alıcı ile satışı arasındaki alış veriş ten %8 komisyon aldığını, taşıyıcıya ödenen hammaliye parası ile komisyoncunun aldığı komisyon ücreti arasında herhangi bir ilişkin bulunmadığını, bu işyerlerinde peştekar adı verilen hamal başı bulunduğunu, peştekarın o iş yerinin sigortalı işçisi olduğunu, görevlerinin bir sonraki gün işyerine gelecek malıtaşıyacak hamalları temin etmek olduğunu, bu iş yerlerinde çalışan hamalların yevmiyelerinin günlük olarak ödendiğini, günlük yevmiye ile çalışan hamalların havuz adı verilen sistemde biriktirildiğini, gün sonunda çalışan hamallara işyerinin ücret ödemesinin söz konusu olmadığını bildirmiştir.

ASEMKOM Ankara Sebze ve Mevve Komisyoncuları Derneği yazısı, tanık olarak dinlenen AHÇADER Derneğinin Başkan, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesinin beyanları, diğer tanıkların beyanları bir arada değerlendirildiğinde Ankara Hali'deiki tür hamal çalıştığı. bazı dükkan sahiplerinin her seferinde taşıyıcı temin etmek zorunda kalmamak için hamallarını işyeri çalışanı olarak istihdam ettikleri, bunlara Asgari Ücret ödeyerek SGK Başkanlığına işyeri sigortalısı olarak bildirdikleri ve bu kişilere dükkana mal gelsin gelmesin, kişiler mal gelmediği için iş görme edimini yerine getirmese dahi aylık ücretlerini ödedikleri, bazı dükkan sahiplerinin ise Peştekar adı verilen Hamalbaşını işyeri çalışanı olarak istihdam ettikleri, bunlara aylık Ücret ödeyerek SGK Başkanlığına işyeri sigortalısı olarak bildirdikleri, Peştekar isimli Hamalbaşının ise işyerine iki yol ile hamal temin ettiği, bunlardan birinin işyerine mal geldiğinde meydan denilen yerde toplanan hamalların arasından seçtikleri kişileri o gün işyerine taşıyıcı olarak getirdikleri, diğerinin ise her gün meydandan hamal temin etmekten kurtulmak için gerçekte meydanda toplanan hamallar arasından seçtikleri kişilerden bir ekip oluşturarak dükkanın taşıma işini bu ekipte yer alan hamallara yaptırdıkları, gerek meydandan günü birlik temin edilen hamalların iş olmadığında çalışmadıkları için ücret alamadıkları, ekipte yer alan hamalların ise ekibinde yer aldıkları dükkana mal gelmediğinde taşıma ücretine hak kazanamadıkları ve ekibinde yer aldıkları dükkana mal gelmediğinde başka dükkanların taşıma işlerinde çalışabildikleri, halde çalışan hamalların bir dükkanın ekibinde yer almış olmalarının onlara sağladığı avantajın ise gidip meydanda beklemek zorunda kalmadan o dükkana gelen malları taşımak suretiyle iş garantisi elde etmiş olmalarının, bağlı olarak çalışmanın faydasının devamlı mal geldiği için işsiz kalmamaları ve boşta kalmamaları olduğu, diğerlerinin ise meydanda iş buldukları oranda çalışabildikleri, taşıyıcıların yaptığı işin gelen kamyonlardan malları indirerek parakendeciye ulaştırılacak yere malı istiflemek olduğu, gerek üreticiye kesilen faturaya gerek alıcıya kesilen faturaya hamaliye ücretinin ayrıca eklendiği, tahsilatı yapan dükkan sahibinin muhasebecisinin bu hamaliye parasını Peştekara teslim ettiği, Peştekarında bu hamaliye parasını taşıyıcılar arasında taşıdıkları birim sayısına göre paylaştırarak verdiği, hamalların ekibinde oldukları dükkana mal gelmediğinde başka dükkana mal geldiğinde oraya gidebildikleri, hamalın kaç parça mal taşır ise ona göre ücret aldığı, bazen bir dükkana 1-1.5 ay mal geldiğinde aynı hamalın o dükkanda 1-1.5 ay mal taşıyabildiği, hamal kışın köyüne gittiğinde ya da uzun süreli işe ara verdiğinde kimsenin müdahale edemediği, sabit ücret ile çalıştırılmayan taşıyıcıların istedikleri zaman çalışmadıklarını, taşıyıcıların çalışmaya uzun süre ara vermeleri halinde geri döndüklerinde Peştekarın isterse onları çalıştırabileceği, isterse çalıştırmayacağı anlaşılmaktadır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 411. Maddesinde "İşçinin sözleşme gereğince yalnız bir işveren için sadece parça başına veya götürü iş yapmayı üstlenmiş olması halinde işverenin ona yeterli iş vermekle yükümlü olduğu, İşveren, kendi kusuru olmaksızın sözleşmede öngörülen parça başına veya götürü iş sağlayamayacak durumda bulunduğu veya işletme koşulları geçici olarak gerektirdiği takdirde işçiye, ücreti zaman esasına göre ödeyeceği, bu durumda, zamana göre ödenecek ücretin, anlaşmada veya hizmet ya da toplu iş sözleşmesinde belirlenmemişse işverenin, işçiye parça başına veya götürü olarak daha önce aldığı ortalama ücrete eşdeğer bir ücret ödemekle yükümlü olduğu" düzenlenmiştir.

Benzer düzenleme 4857 sayılı Kanunun 24/11-f bendinde de yapılmış olup ilgili madde de "Ücretin parça başına veya İş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkının zaman esasına göre işçiye ödenmek zorunda bulunduğu, işveren tarafından bu ödemenin yapılmaması halinde bu durumun işçi için haklı fesih sebebi oluşturacağı" hüküm altına alınmıştır.

Bu düzenlemeler dikkate alındığında davacının hizmet akdi ile çalıştığının kabulü için öncelikle dükkan sahibinin işyerinde taşıma işi olmadığında veya az sayıda taşıma işi olduğunda davacıya yapabileceği iş verilmediğinde veya yapabileceği sayı ve tutardan daha az iş verildiğinde aradaki ücret farkının zaman esasına göre ödenmesi gerekmektedir.

Meydandan temin edilen hamallar Peştekarlar tarafından o gün taşıma işine götürülmediklerinde nasıl ücret alamıyor iseler dava konusu olayda da davacı ekibinde yer aldığı dükkana mal gelmediğinde ücrete hak kazanamamaktadır. Ayrıca davacı ekibinde yer aldığı dükkana mal gelmediğinde mal gelen başka bir dükkanın taşıma işinde çalışma hakkına ve yetkisine sahiptir. Davacının taşıma ücreti üretici ile malı satın alan alıcının faturasına yansıtılmakta ürün bedeli, dükkan sahibini komisyoncunun ücreti ile birlikte dükkan sahibinin hesabına yatırılmakta ve dükkan sahibinin kendisi veya muhasebecisi tarafından Peştekara verilmekte, Peştekar tarafından da o dükkanda taşıma işi yapan hamallar arasında paylaştırılmaktadır. Sonuç olarak dükkan sahibi olan komisyoncunun sigortalı işçisi olan ve dükkana gelen malları taşıyacak hamalları temin etme görevi bulunan Peştekarın (Hamalbaşı) her gün meydandan hamal temin etmekten kurtulmak için gerçekte meydanda toplanan hamallar arasından seçtiği kişilerden bir ekip oluşturarak dükkanın taşıma işini bu ekipte yer alan hamallara yaptırmış olması ve davacının da çalışan hamalların bir dükkanın ekibinde yer almış olmasının gidip meydanda beklemek zorunda kalmadan o dükkana gelen malları taşımak suretiyle iş garantisi elde etmiş olma, o dükkana devamlı mal geldiği için işsiz kalmama ve boşta kalmama ve ekibinde yer aldıkları dükkana mal gelmediğinde başka dükkanların taşıma işlerinde çalışabilme avantajından yararlanabilmek için ekipte yer almış olmasının tek başına dükkan sahibi ile davacı arasında bağımlılık unsurunun varlığının kabulü için yeterli olmadığı, davacının ekibinde yer aldığı dükkana mal gelmemesi nedeniyle taşıma işinde çalışmaması durumunda ücrete hak kazanamaması, işini kaybetme riski olmaksızın verilen görevi reddetme hakkına sahip olması, ekibinde yer aldığı dükkana mal gelmediğinde başka dükkanda çalışma yetkisine sahip olması, işin bitiminden sonra iş sahibiyle çalışma ilişkisini sona erdirebilmesi ve dükkan sahibinin işyerinde taşıma işi olmadığında veya az sayıda taşıma işi olduğunda davacıya yapabileceği iş verilmediğinde veya yapabileceği sayı ve tutardan daha az iş verildiğinde aradaki ücret farkının zaman esasına göre ödenmemesi karşısında davacının kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan "serbest piyasa hamalı "olduğu kanaatine varılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde gerekçe ile

-"Davanın reddine" dair olarak karar verilmiş ve gerekçeli karar yazılmıştır.

Yine Mahkememizce yazılan gerekçeli kararın sonrasında davacı vekili Avukat Ömer DELİKAYA'nın Mahkememize sunmuş olduğu vekillikten istifa dilekçesi ile;

"Yukarıda dosya numarası verilen davada gerekçeli karar yazılmış ve 21.11.2025 tarihinde karar UETS sistemime düşmüştür. Kanun gereği 5 günlük okundu sayılma süresi ise dolmamıştır. Müvekkilime ulaşamamaktayım. Bu sebeple kararı istinaf edebilmem adına talimat ve masraf alamadım. Hak kaybı yaşanmaması adına gördüğüm lüzum üzerine vekillik görevimden istifa ediyorum. Tarafıma gönderilen tebligatı ise bu sebeple iade ediyorum. UYAP kaydımın silinmesini, vekillikten çekilme dilekçem ve hak kaybı yaşanmaması adına gerekçeli kararın Menderes KAPLAN'a tebliğini saygı ile arz ve talep ederim." şeklinde istifa dilekçesi sunmuş olup,

Mahkememizce işbu işlemler neticesinde gerekçeli kararın ve vekillikten istifa dilekçesinin tebliği davacı asile yapılmaya çalışılmış, ancak hiçbir şekilde davacıya tebliğ edilememiştir.

Yukarıda izah edilen nedenlerle;

Mahkememiz gerekçeli kararı ve davacı vekilinin istifa dilekçesi "Vekiliniz Avukat Ömer DELİKAYA'nın vekillikten istifa dilekçesi iş bu tebligat içinde gönderilmiş olup, davayı takip etmez ve başka bir vekilde görevlendirmez iseniz tarafın yokluğu halinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılacağı ihtar olunur." şeklinde tebliğ şerhi ile davacı asil Menderes KAPLAN'a ilan edilmek zaruriyeti hasıl olmuştur.

İşbu ilanın yayınlanmasından itibaren 15 gün sonra yukarıda belirtilen Mahkememiz Gerekçeli Kararı ve davacı vekili Avukat Ömer Delikaya'nın vekillikten istifa dilekçesinin davacı MENDERES KAPLAN'a tebliğ edilmiş sayılacağı ve tebliğden itibaren cevap verme süresinin 2 hafta olduğu hususu İLAN OLUNUR.

#ilangovtr BASIN NO: ILN02567179

Kaynak: Yenicaggazetesi

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…